3 küçük balık yüzer durur karanlığın içinde,
Piyanoyu duyarlar mı? Ya notaları bilirler mi? Ben bilmem.
Balıklar ne bilir bilmem.
Yüzüp dururlar belli bir ahenk içinde,
Çok sığ bulurum yaşamlarını,
Sıkıcı, sessiz, boş gerlirler bana.
Belki sadece biraz güzel.
Birazcık güzel görüntüdürler.
Dokunamazsın, sevemez tutamazsın.
Bir nebze sohbetine katılmazlar. Ancak yüzer dururlar ahenk içinde.
renkli renkli.
Ne karmaşık hayatım vardır benim.
Anlayamam balıkların, oradan oraya boş boş gidip gelmelerini.
Aslında kendimin de boş boş oradan oraya gidip geldiğini..
Anlayamam.
En azından ahenk olsa, hani şu balıklarda ki bahsettiğim ahenk.
Bende o ahenkte yoktur ki, koşturup durmalarımda.
Genede sıkıcıdır şu balıklar, orada olsalar da olmasalar da olur.
Ne anlamı var ki?
Peki ya onları seyre dalışımı nasıl açıklayacağım kendime?
Yada yüzüşlerinin bana ilham katmasını..
Güzel görüntünün gözlerimden geçip ruhuma dokunuşunu.
Bir parça estetik doyum.
Güzel görüntünün gözlerimden geçip ruhuma dokunuşunu.
Bir parça estetik doyum.
Huzurda veriyorlar he sanki biraz.
Hayatta ki en sevdiğim şey olan , huzur...
huzurdan, bir parça...
Müzik ve ahenk, renkler ve hareket.
Estetik ve duyum. Derin siyahlık ve sonsuzluk.
Alan ve boyutlar sonsuz.
Nitekim gidilebilitesi sonlu.
Hudutlu, hudutlarla dolu bir dünya.
Hem balıklara, hem bana.
Yalnız zihnime döndüğümde, gözlerimi açıp yada kapatıp
sadece düşündüğümde, yoğunlaştığımda farkındayım.
Farkında olunsun, gerçekten yaşamayı farketsin o,
sen, siz, onlar...
İsterdim.
Ben farkındayım...
Ama esas farkında olmadığım onca şey olduğunun...
Farkındayım.
Hiç bir şey boşuna değil, hiç bir mahlukat boş değil.
Aklımı ulaşmaya çalıştırıyorum, kalbimi sevgiye açıyorum,
ruhumu keşfe yolluyorum;
Boyutlara, yaşamlarıma, kişiliklerime onu seyahate çıkarıyorum.
insan,
sonsuz iştahlı,
doğrusu onun sınırları ancak yaratıcıdan az,
olabilecek kadar çok.
Ah Ruuhum...
Çok açım,
çok.
çok.